
Hepimizin malumudur ki birkaç aydır işi gücü bıraktık ana muhalefet partisi CHP’yi konuşuyoruz. Bir siyasi partinin yaygın medyada zaman zaman iç yapısı iç işleriyle gündeme gelmesi olası bir durumdur ama bu kadar konuşuluyor olması ne kadar olasıdır onu takdirlerinize bırakıyorum. Öncelikli olarak Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer ile başlayan, eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ile en son Silivri Belediyesi’ne de uzanan operasyonlar silsilesi ile “mutlak butlan” yeni tam kanunsuzluk ile bir hükmün, olayın geçerliliği yitirmesi ve buna bağlı olarak geriye dönüş durumunu görmekteyiz. Buna Özgür Özel ve ekibiyle onu destekleyen kısım bütün bunlar için AK Parti tarafından yapılan “siyasi operasyon, siyasi yargı” ifadelerini kullanıyor lakin burada şöyle bir sorun var; Özel cephesi bunları yalanlayacak kanıtları mahkemeye sunamadı. Esasen buradaki kilit nokta budur. Eğer bu kişiler gerçekten suçsuz ise bunun ömrübillah gizli kalması zaten mümkün değil. Siz yeter ki kanıtı gösterin. Bakınız buradan iddia ediyorum; en siyasi yargı bile doğruluğun ve masumiyetin önünde duramaz. Diyelim ki durdu, o zaman da doğru bir iletişimle bunu halka anlatırsınız, sizin iddianızın doğruluğu tescillenmiş olursunuz. Bu şekilde bir noktadan sonra ilgi azalır, giderek de yalancı çoban durumuna düşersiniz.
Şimdi tabii salı günkü grup toplantısı kaosu çok daha büyüyebilirdi fakat CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sağduyulu hamlesiyle daha minimum bir zararla atlatıldı. Minimum derken olayın kendisi yine de büyük zarara yol açtı. Düşünün ki CHP tarihinde bir genel başkan, grup kürsüsünde konuşturulmadı. Bunun için genel başkanlıktan uzaklaştırıldıktan sonra Grup Başkanı sıfatını kullanan ve ekibiyle birlikte TBMM’yi mesken tutan Özgür Özel, partide bu şekilde hakimiyet iddia etmeye çalışıyor. Siyasi partiler tarihinde CHP’de veya başka partilerde böyle bir şey yaşandı mı bilmiyorum. Yaşandıysa da o parti veya partiler için hiç de iyi olmamıştır. Mutlak butlan kararının verildiği ya da daha da geriye götürelim belediyelere operasyonlar gerçekleşmeye başladığından bu yana normal bir siyasetçi tavrından çıkan Özel’in kitlesini bu şekilde sürekli boş bir eylem halinde tutması anlaşılabilir durum değil. CHP Genel Merkezi’ne zorla polis müdahale edilerek girildi değil mi, durduk yere mi girildi? Hayır, siz ve ekibiniz yargı kararlarını tanımadığınızı açıklayıp, devlete meydan okuyan asi bir tavra büründüğünüz için 100 yılı devirmiş bir siyasi partinin genel merkezinde akla hayale gelmeyecek manzaralar yaşandı.
Değişim kapılarının anahtarı
Bu noktada sorulması gereken soru da şu; bu akılları gerek Ekrem İmamoğlu gerekse de Özgür Özel cephesine kim veriyor? Açıkçası bir tahminim var. Buna CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun arkasından bazı aksiyonları getiren o sert perdeden konuşması, grup başkanı sıfatıyla TBMM’de konuşan CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in verdiği mesajlar ve toplantılara dair detaylara iyice kani olduktan vardım diyebilirim. Özellikle Özel’in grup konuşmasında da bulunan bu isim yıllardır değişim denilince ortaya çıkan, partiyi dizayn ettiği belirtilen bu nedenle de derin adam yakıştırmaları yapılan biri olmasıyla öne çıkıyor. Kim derseniz o kişi eski CHP Genel Sekreteri Önder Sav’dan başkası değil. Önder Sav, rahmetli genel başkan Deniz Baykal’a genel başkanlık yolunu açan, kaset kumpası sonrası Kemal Kılıçdaroğlu’nu genel başkanlığa taşıyan arka plandaki isim olması yönüyle biliniyor. Bu nedenle onu yakından tanıyan siyasetçiler Sav’ı bu şekilde tasvir ediyorlar. Kılıçdaroğlu’nun geçmişte yaptığı konuşmalarla bu konuşmaları karşılaştırın aradaki farkın biraz Önder Sav’ı çağrıştırdığı görülebilir. Bugün de Özel’i destekleyen Sav’ın bazı gizli toplantılar yaptığı sosyal medyada yazılıp çiziliyor. Diğer yandan mutlak butlanla ilgili tebligatın alınmaması, genel merkez için direniş gösterilmesi ve Parti Meclisi’nden istifa ederek kurultayın toplanması fikirlerinin de Önder Sav’a ait olduğu bazı çevrelerce dillendiriliyor. Yani değişim kapısını CHP’de açan anahtarın Önder Sav olduğu söylenebilir. Bahsi geçen kurultayda delege iradesinin satın alınması, geçmişteki FETÖ kaset kumpası ya da diğer hukuksuz durumlarda rolü var mı orasını şimdilik bilemiyorum.
CHP’deki varlığını korumaya çalışacaktır
Oldukça tecrübeli hukukçu kimliği de bulunan bir siyasetçi olan Önder Sav, partinin gerçek sahibi olarak Özgür Özel ve yönetimini tanımlıyor. Hukukçu birinin hukuksuz bir durumun tespiti karşısında yargıya karşı gelinmesi aklını verebileceği bu yönüyle olası görünmese de siyasetin insana her şeyi yaptırabileceği bir gerçek. Hukuk normlarını bilen bir kişinin yargı kararlarına direnilmemesi gerektiğini de bilmesi elzemdir. Lakin perde arkasındaki tavrı ve verdiği demeçlere bakılırsa Önder Sav pek o anlayışla hareket etmiyor, bundan da sonra da etmeyecek gibi. Eğer Özel ve ekibi ihraç edilir veya ayrılırsa yeni partiye o da geçer mi derseniz çok olası görmüyorum. Bir şekilde CHP’deki varlığını koruma gayretini sürdürecektir. Belki de hedeflediği değişimi sağlamak için yeni bir ismi hazırlamayı bile düşünebilir.












